İyi Görünmek Zorunda Değiliz: Ruh Sağlığımızı Ne Zaman Konuşacağız?
Bir insanın günlük yaşamına devam etmesi, gülümsemesi ve güçlü görünmesi kendini iyi hissettiği
anlamına gelmez. Ruhsal açıdan zorlandığımızda çoğu zaman duygularımızı bastırıyor,
yaşadıklarımızı küçümsüyor ve dayanmak zorunda olduğumuzu düşünüyoruz. Oysa herkesin
deneyimleri ve zorluklarla baş etme biçimi farklıdır; bir duygunun anlaşılmayı hak etmesi için
başkasının yaşadığından daha büyük bir acı olması gerekmez. Başkalarına anlayışla yaklaşırken
kendimize de aynı anlayışı göstermeli, duygularımızı önemsizleştirmek yerine onları anlamaya
çalışmalıyız.
Günümüzde insanlardan kariyer, aile, ilişkiler ve finansal sorumluluklar arasında denge kurarken aynı zamanda mutlu ve başarılı görünmeleri bekleniyor. Başkalarının hayatlarında yalnızca iyi giden yönleri görmek, kendi eksikliklerimizi sorgulamamıza ve yorulmayı bile başarısızlık olarak değerlendirmemize neden olabiliyor. Oysa insan olmak, her zaman güçlü kalmak değildir. Üzülmek, kaygılanmak ve zaman zaman çaresiz hissetmek de yaşamın doğal bir parçasıdır. Her duygunun hemen geçmesini ya da her güçlüğün kısa sürede aşılmasını beklemek yerine, yaşadıklarımızı anlamaya, kabullenmeye ve gerektiğinde destek almaya ihtiyaç duyarız. Çünkü iyi olmak, her zaman mutlu olmak değil; zorlandığımızı fark ederek ihtiyaçlarımızı anlayabilmektir.
Güçlü olmak, hiç yorulmamak değildir
Günümüzde insanlardan kariyer, aile, ilişkiler ve finansal sorumluluklar arasında denge kurarken aynı zamanda mutlu ve başarılı görünmeleri bekleniyor. Başkalarının hayatlarında yalnızca iyi giden yönleri görmek, kendi eksikliklerimizi sorgulamamıza ve yorulmayı bile başarısızlık olarak değerlendirmemize neden olabiliyor. Oysa insan olmak, her zaman güçlü kalmak değildir. Üzülmek, kaygılanmak ve zaman zaman çaresiz hissetmek de yaşamın doğal bir parçasıdır. Her duygunun hemen geçmesini ya da her güçlüğün kısa sürede aşılmasını beklemek yerine, yaşadıklarımızı anlamaya, kabullenmeye ve gerektiğinde destek almaya ihtiyaç duyarız. Çünkü iyi olmak, her zaman mutlu olmak değil; zorlandığımızı fark ederek ihtiyaçlarımızı anlayabilmektir.
Yardım istemek neden hâlâ bu kadar zor?
Ruh sağlığı konusunda farkındalık artsa da insanlar çevrelerinin yargılarından, anlaşılmamaktan
veya sorunlarını paylaşmaktan çekindikleri için psikolojik destek almakta zorlanabiliyor.
Çocukluktan itibaren duyduğumuz “Güçlü olmalısın” ya da “Herkesin sorunu var” gibi sözler,
duygularımızı bastırmamıza ve güçlüklerle tek başımıza baş etmeye çalışmamıza neden olabiliyor.
Oysa psikolojik destek almak güçsüzlük değil, yaşadıklarımızı anlamak ve çözüm için adım
atmaktır. Destek almak için sorunların dayanılmaz hâle gelmesini beklemek gerekmez; kendimizi
tanımak, duygularımızı ifade etmek ve yaşamın zorluklarıyla baş etmeyi öğrenmek için de destek
alabiliriz. Bazen değişim, önce kendimizi anlamaya çalışmakla başlar.
Ruh sağlığı yalnızca kişinin kendi meselesi değildir
Ruh sağlığını korumak yalnızca bireysel çabayla açıklanamaz; ekonomik güçlükler, yalnızlık, aile
sorunları ve toplumsal baskılar da kişinin ruhsal iyilik hâlini etkiler. Bu nedenle bireysel çabanın
yanı sıra destekleyici ilişkilere, güvenli bir çevreye ve ulaşılabilir ruh sağlığı hizmetlerine ihtiyaç
vardır. Toplum olarak insanların yaşadığı zorlukları küçümsemeden dinlemek, hemen çözüm
sunmak yerine onları anlamaya çalışmak önemlidir. Ruh sağlığına duyarlı bir toplum, insanların
duygularını özgürce ifade edebildiği, yardım istemekten çekinmediği ve zor zamanlarında destek
bulabildiği bir anlayışla mümkündür.
Kendimize en son ne zaman gerçekten kulak verdik?
Günlük hayatın sorumlulukları arasında çoğu zaman kendimizi dinlemeyi ve duygularımızı
anlamayı ihmal ediyoruz. Oysa bizi neyin yorduğunu, nelere ihtiyaç duyduğumuzu fark etmek ve
kendimize zaman ayırmak ruhsal iyilik hâlimiz açısından önemlidir. Her üzüntü ya da kaygı
psikolojik bir rahatsızlık anlamına gelmese de bu duygular uzun süre devam ederek günlük
yaşamımızı etkiliyorsa bir ruh sağlığı uzmanından destek almak gerekir. Kendimize iyi bakmak;
duygularımızı fark etmeyi, sınırlarımızı korumayı, dinlenmeyi ve gerektiğinde yardım istemeyi de
kapsar.
Belki de birbirimize daha çok kulak vermeliyiz
10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü, ruh sağlığının yaşamımızdaki önemini hatırlamak ve kendimize
ve çevremize daha anlayışlı yaklaşmak için bir fırsattır. Ancak ruh sağlığı yalnızca belirli bir günde
değil, günlük ilişkilerimizde de önemsenmeli; sevdiklerimizi gerçekten dinlemeli ve
zorlandığımızda her şeyi tek başımıza çözmek zorunda olmadığımızın farkında olmalıyız. Ruh
sağlığını korumak, sorunlarımızı çözmenin yanı sıra kendimizi sorunlarımızdan ibaret görmemeyi
de gerektirir. İnsanların duygularını özgürce ifade edebildiği, yaşadıkları güçlüklerin
küçümsenmediği ve yardım istemenin zayıflık sayılmadığı bir toplum oluşturmak, birbirimizi
anlamakla başlar. Çünkü insanlar yalnızca güçlü olduklarında değil, zorlandıklarında da değerlidir.
Yazar: Klinik Psikolog Kübra Adam
Yorumlar (0)

