Çocuğum Beni Dinlemiyor ... Peki Ben Onu Duyuyor Muyum?
''Çocuğum beni hiç dinlemiyor.'' Ebeveynin bu cümleyi söylerken yüzündeki o yorgunluk,
çoğu zaman bu cümleden daha fazlasını anlatır. Sabah okula hazırlanmak istemeyen bir çocuk,
ödevlerini yapmayı reddeden bir çocuk, tablet süresi bittiğinde öfke nöbetleri yaşayan bir çocuk,
gece uyumakta zorlanan bir başka çocuk...
Anne babalar bir süre sonra sadece bazı kalıplaşmış cümleleri söylerken bulurlar kendilerini:
''Kaç kere söyledim?''
''Neden beni dinlemiyorsun?''
''Yeter artık!''
Ve en sonunda ''Ben nerede yanlış yapıyorum?'' ile baş başa kalınır.
Oysa çocuklar davranışlarıyla kendilerini ifade eder. Sürekli ağlayarak kendisini anlatan bir çocuk
aslında şımarık değildir, sadece duygusunu daha farklı nasıl ifade etmesi gerektiğini bilmiyordur.
Yada kardeş kıskançlığı yaşayan bir başka çocuk kardeşine zarar veriyorsa bu onu kötü çocuk
yapmaz. Sadece yeni düzenin getirdiği kıskançlık, öfke, dışlanmışlık ve hatta paylaşma
duygularıyla nasıl baş edeceğini bilmiyordur.
Burada asıl dikkat etmemiz gereken ise çocuğun duygusunu anlamaya çalışmaktır. Elbette ki bu her
davranışına izin vereceğimiz anlamına gelmez. Öfkelenebilir, ama bu durumda vurmasına izin
vermeyebiliriz. Ağlayabilir ama ağlaması koyduğumuz sınırı kaldırmamız anlamına gelmez. Hayal
kırıklığı da yaşayabilir ama yine bu yüzden her şeyi vermek zorunda değiliz.
Mesela markette bir oyuncağı almak için tutturduğunu varsayalım. Burada ağladığı için almak
yerine ya da başka bir oyuncak alalım sana demek yerine '' Onu çok istediğini biliyorum. Sana şu an
onu alamayacağım için de hayal kırıklığına uğradın. Bana kızabilirsin, öfkelenebilirsin ama biz
bugün bu oyuncağı almayacağız'' dediğinizde burada hem çocuğun duygusu kabul etmiş hem de
sınırları korumuş olursunuz. Çünkü çocuklar sınırsız özgürlük değil, güvenli sınırlar içinde
kendilerini güvende hissetmek isterler.
Bir başka önemli konu ise çocuğa kullandığımız dil. Çocuğa tembelsin, yaramazsın, kardeşin
senden daha uslu, arkadaşın senden daha başarılı, sen zaten hep böylesin ... gibi cümleler
kurduğumuzda sadece o anki davranışı tarif etmiyoruz. Farkında olmadan çocuğun kendisi
hakkında bazı fikirler oluşturmasına katkıda bulunuyoruz. Bu da ileride kendisi hakkındaki
düşüncelerin temelini oluşturabiliyor.
Şu anda kardeşine kızgınsın ama ona vuramazsın demek başka, sen çok saldırgan bir çocuksun
demek bambaşka. Birinde yaptığı davranış ve duygu baz alınırken diğerinde çocuk o durumla direkt
etiketlenmiş olur.
Çocukluk döneminde öylesine söylenmiş cümleler bazen insanın içinde kalabilir. Hatta yetişkinlikte
kendimize söylediğimiz çoğu cümlelerin temeli çocukluktan gelir. Bu yüzden çocuğun davranışını
düzeltmeye çalışırken, kendisiyle ilgili olumsuz inançlar geliştirmesine neden olmamalıyız.
Bunları uygulmak söylemek kadar kolay değil her zaman. Çünkü ebeveyn olmak sürekli sakin
kalabilmek anlamına gelmiyor. Bazen anne babalarda yorulur, sesleri yükselir, pişman olabilirler.
Mükemmel ebeveyn olmak mümkün değildir. Çocuklar içinde hiç hata yapmayan anne babaya
sahip olmak şart değildir zaten. Daha çok hatalarını fark edip onarmaya çalışan ebeveyn isterler.
''Az önce sana bağırdığım için üzgünüm, bu senin suçun değildi. Çok yorulduğum için böyle tepki
verdim ama doğru değildi'' demek bile bazen yeterli olabiliyor. Çünkü süreçte çocuk sadece
söylenilenleri değil, ilişkilerdeki onarımın nasıl yapıldığını da öğrenmiş oluyor.
Belki de bazen ''Çocuğum bana ne anlatmaya çalışıyor?'', ''Ben onu ne kadar duyuyorum?''
cümlelerine odaklanmak gerekir. Çünkü çocuklara sadece davranış öğretmek yeterli değildir.
Kendisini tanıma, duygularını fark etme, sınırlarını öğrenme ve zorlandığında yardım isteyebilme
süreçlerine eşlik etmekte gerekir. Çocuğumuzun her davranışını elbette ki değiştiremeyiz. Her
öfkeyi önleyemeyiz. Her ağladığında susturamayız. Ona sadece şunu hissettirebiliriz. ''Duygun ne
olursa olsun, seni görüyorum''. Bazen en çok ihtiyacı olan şey aslında duyulmaktır. Çünkü bazen
davranışını değiştirmeden önce, onun ne anlatmaya çalıştığını duymak gerekir.
Yazar: Klinik Psikolog Kübra Adam
Yorumlar (0)

