Herkesi Güldüren İnsanlar Gerçekten Mutlu mu?
Bazen insan, anlatamadığı acıyı bir şakanın arkasına saklar.
Çevremizde her ortamda insanları güldüren, en gergin anlarda bile espri yapabilen, yaşadığı
olumsuzlukları bile gülerek anlatan insanlar vardır. Çoğu zaman onları neşeli, hayatın zorluklarıyla
kolayca baş edebilen kişiler olarak görürüz.
Peki, gerçekten öyle midir?
Mizah, zorluklarla baş etmemizi ve insanlarla bağ kurmamızı sağlayan sağlıklı bir araçtır. Ancak
bazen kişi, üzüntüsünü göstermekten kaçınmak ya da acısıyla yüzleşmemek için de mizaha
sığınabilir.
Asıl mesele, insanın ne kadar güldüğü değil; gülerek hangi duyguyla baş etmeye çalıştığıdır.
İnsan Neden Kendi Acısına Bile Güler?
Bir insan, değer verdiği biri tarafından incitildiğinde bunu arkadaşlarına gülerek anlatabilir:
“Çevremde ne kadar güzel beni düşünen, önemseyen insanlar var!” Herkes güler, konu kapanır.
Oysa şakanın ardında dile getirilemeyen bir kırgınlık olabilir.
Çünkü kırıldığını söylemek insanı savunmasız hissettirebilir. Mizah, zor duygularla aramıza mesafe
koyarak kendimizi daha güvende hissetmemizi sağlayabilir.
Elbette her esprinin ardında bir üzüntü yoktur. Ancak bazen insan, acısını anlatırken bile hissettiği
duyguyu gizleyebilir.
Bazen insan, acısını anlatır ama acı çektiğini söyleyemez.
Herkesin Derdini Dinleyen Ama Kendi Derdini Anlatamayan İnsanlar
Çevresindeki herkesi dinleyen, zor zamanlarda destek olan, insanlara moral veren bazı kişiler,
kendileri kötü hissettiklerinde “Bir şeyim yok, geçer.” demeyi tercih eder.
Bunun nedeni her zaman duygularını bastırmaları değildir. Ancak bazen başkalarına destek olmaya
o kadar alışırlar ki kendilerinin de desteğe ihtiyaç duyabileceğini unuturlar. Çevreleri de onları hep
güçlü ve neşeli görmeye alışır; üzgün olduklarında bile bu durum şaşkınlıkla karşılanır.
Oysa başkalarına destek olabilmek, insanın kendisinin desteğe ihtiyaç duymadığı anlamına gelmez.
Mizah Ne Zaman Bir Savunmaya Dönüşür?
Psikolojide mizah, zorlayıcı duygularla baş etmeye yardımcı olabilen bir savunma mekanizmasıdır.
Kişi bazen duygularını sakladığının farkında bile olmadan üzüntüsünü şakaya dönüştürebilir.
Özellikle duygularının küçümsendiği ortamlarda büyüyen biri, zamanla kırgınlığını gülerek
geçiştirmeyi öğrenebilir. Elbette bu durum herkes için aynı değildir; geçmiş deneyimler, kişinin
duygularını ifade etme biçimini etkileyebilir.
Burada önemli olan mizahın kendisi değil, kişinin diğer duygularına ne kadar alan tanıyabildiğidir.
İnsan, her üzüntüsünü şakaya dönüştürdüğünde kendine şu soruyu sorabilir:
“Gerçekten buna güldüğüm için mi şaka yapıyorum, yoksa ne kadar incindiğimi hissetmemek için
mi?”
Her Şeye Gülmek, Her Şeyi Atlatmak Değildir
Bazen bir ayrılığın ardından şakalaşır, işe gider, günlük hayatımıza devam ederiz. Ancak yalnız
kaldığımızda aynı düşünceler yeniden aklımıza gelir, bizi inciten olaylar içimizi acıtabilir.
Bu, mutlaka bir psikolojik sorun yaşadığımız anlamına gelmez. Mizah, zor zamanlarla baş
etmemize yardımcı olabilir. Ancak bir konuyu sürekli şakaya vurmak, o konuyla ilgili
duygularımızın ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Burada önemli olan, mizahın bizi yaşadıklarımızla yüzleştirip yüzleştirmediği ya da yüzleşmeyi
ertelememize mi yardımcı olduğudur.
Çünkü bazen gülmek bizi rahatlatır, bazen de yüzleşmemiz gereken duyguları görmezden
gelmemizi kolaylaştırır.
Peki, Herkesi Güldüren İnsanlara Nasıl Yaklaşmalıyız?
Öncelikle her neşeli insanın mutsuz olduğunu varsaymamalıyız. Mizah, kimi insanlar için sağlıklı
bir baş etme biçimidir. Ancak insanları yalnızca dışarıdan görünen davranışlarıyla değerlendirmek
de doğru değildir.
Bir arkadaşımız yaşadığı bir sorunu şakayla anlatıyorsa onu yargılamadan dinleyebilir, isterse daha
ciddi konuşabileceğini hissettirebiliriz. Bunu yaparken ne hissettiğini bildiğimizi varsaymamalı,
onu konuşmaya zorlamamalıyız.
Çünkü insanların her zaman güçlü görünmeye ya da başkalarını neşelendirmeye ihtiyacı yoktur.
Bazen insanın ihtiyacı olan tek şey, yargılanmadan dinlenmek ve duygularını özgürce ifade
edebilmektir.
Sonuç Olarak…
Mizah, hayatın zorluklarıyla baş etmemize yardımcı olan değerli bir beceridir. Ancak insanın her
zaman neşeli olması gerekmez. Herkesi güldüren birinin de üzülmeye, kırılmaya ve desteğe ihtiyaç
duymaya hakkı vardır.
Belki de kendimize şu soruyu sormalıyız: Bir insanın neşeli olmasına alıştığımızda, onun üzgün
olabileceğini unutuyor muyuz?
Çünkü bazen insanın ihtiyacı, kendisini güldürecek birinden çok, gülmediğinde de yanında kalacak
birinin varlığını hissetmektir. Gerçek yakınlık, yalnızca şakalara gülebilmek değil, sessizliğin
ardındakini de dinleyebilmektir.
Yazar: Klinik Psikolog Kübra Adam
Yorumlar (0)

