Trump’tan Kanada’ya yeni ithalat hamlesi: Ticaret savaşında gerilim tırmanıyor
ABD Başkanı Donald Trump’ın Kanada’ya yönelik yeni ithalat yasakları ve gümrük tarifeleri, iki ülke arasındaki ticari gerilimi yeni bir aşamaya taşıdı. Amerika Araştırmaları Uzmanı Şanlı Bahadır Koç, Washington’ın ekonomik gücünü Kanada karşısında pazarlık avantajına dönüştürmeye çalıştığını belirtirken, Trump’ın sert söylemlerinin Kanada’daki ABD karşıtlığını ve direnç eğilimini güçlendirdiğini ifade etti.
ABD ile Kanada arasındaki ticaret gerilimi, Washington’ın yeni ithalat kısıtlamaları ve tarifeleriyle yeniden gündeme geldi. ABD yönetimi, Kanada’nın Amerikan ürünlerine yönelik “ayrımcı ticaret uygulamalarını” gerekçe göstererek bazı motosiklet, süt ürünleri ve alkollü içeceklerin ithalatını 29 Eylül’den itibaren yasaklama kararı aldı.
Yeni adım, iki ülke arasında yürütülen ticaret görüşmelerinin sonuçsuz kalmasının ardından karşılıklı tarifelerin devreye girdiği dönemde geldi. Kanada da ABD menşeli bazı ürünlere yüzde 15 ila 50 arasında değişen oranlarda misilleme tarifeleri uygulamaya başladı.
ABD’nin ekonomik gücü pazarlık avantajı sağlıyor
Amerika Araştırmaları Uzmanı Şanlı Bahadır Koç, ABD ile Kanada ekonomilerinin uzun yıllardır yoğun biçimde entegre olduğuna dikkat çekti. Özellikle otomotiv sektöründe üretim süreçlerinin iki ülke arasında birbirine bağlı şekilde yürütüldüğünü belirten Koç, bazı ürünlerin üretim tamamlanmadan sınırı birden fazla kez geçtiğini söyledi.
Koç’a göre ABD’nin Kanada’dan çok daha büyük bir ekonomik güce sahip olması, Trump yönetiminin ticari yaptırımları bir pazarlık aracı olarak kullanmasına imkan sağlıyor.
Trump’ın korumacı ekonomi politikalarının Kanada’yı da hedef almasının bu nedenle şaşırtıcı olmadığını belirten Koç, iki ülke arasındaki ekonomik entegrasyona rağmen Washington’ın Kanada üzerinde baskı kurarak müzakere masasında avantaj elde etmeye çalıştığını ifade etti.
Kanada’dan Trump’a beklenenden sert karşılık
Ticaret geriliminin yalnızca ekonomik nedenlerle açıklanamayacağını belirten Koç, iki ülke arasındaki siyasi ve toplumsal farklılıkların da ilişkiler üzerinde etkili olduğunu söyledi.
Kanada Başbakanı Mark Carney’nin ABD yönetiminin baskılarına direnme söylemiyle öne çıktığını belirten Koç, Trump’ın Kanada’ya yönelik sert ve küçümseyici açıklamalarının ülkedeki tepkiyi artırdığını dile getirdi.
Koç, Trump’ın daha önce Kanada’nın ABD’nin 51. eyaleti olması yönündeki söylemlerinin de Kanada kamuoyunda Washington’a karşı ortak bir tepki oluşmasına katkı sağladığını kaydetti.
Kanada rotayı Avrupa’ya çeviriyor
Kanada’nın ABD ile yaşanan gerilimin ardından ekonomik ve siyasi ilişkilerini çeşitlendirmeye çalıştığına dikkat çeken Koç, özellikle Avrupa ülkeleriyle ilişkilerin güçlendirildiğini belirtti.
Carney’nin uluslararası sistemde eski kuralların artık aynı şekilde işlemediği yönündeki açıklamalarını hatırlatan Koç, Kanada’nın Avrupa başta olmak üzere farklı aktörlerle ticari anlaşmalarını geliştirdiğini, bunun yanında askeri ve stratejik iş birliklerini de artırmaya çalıştığını söyledi.
‘Trump’ın Kanada’ya baskı kurması riskli’
Trump yönetiminin Kanada politikasının iç ve dış siyasi gelişmelerden bağımsız değerlendirilemeyeceğini savunan Koç, ABD Başkanı’nın dış politikada beklediği sonuçları elde edemediğini ve iç siyasi desteğinde de gerileme yaşandığını öne sürdü.
Kongre seçimlerinin yaklaşmasının Trump üzerindeki siyasi baskıyı artırdığını belirten Koç, Kanada’ya yönelik sert politikanın Washington açısından risk taşıdığı değerlendirmesinde bulundu.
Koç, ABD’nin ekonomik gücüne güvenerek Kanada üzerinde istediği sonucu elde edebileceğini düşünmesinin yanlış bir hesap olabileceğini belirterek, bir ülkeye yönelik sürekli baskı ve küçümseyici söylemlerin karşı taraftaki direnci güçlendirebileceği uyarısında bulundu.
