Mekke Anlaşması sonrası dikkat çeken analiz: Türkiye için Güney Asya'ya yeni kapı
Eurasia Review'da yayımlanan analizde, Türkiye'nin Pakistan ile geliştirdiği savunma ve diplomasi ilişkileri ile Mekke Ortak Savunma Anlaşması değerlendirildi. Analizde, Türkiye'nin Güney Asya ve Körfez'de etkisini artırarak daha bağımsız ve çok yönlü bir aktör haline geldiği belirtildi.
Türkiye'nin savunma sanayii, ekonomi ve dış politika alanlarında farklı ülkelerle geliştirdiği ilişkiler uluslararası kamuoyunun da gündeminde yer almaya devam ediyor.
ABD merkezli haber ve analiz platformu Eurasia Review, Türkiye'nin Pakistan başta olmak üzere Güney Asya'daki artan etkinliğini değerlendiren bir analiz yayımladı.
Türkiye'nin Güney Asya açılımı
“Türkiye'nin Güney Asya'daki Çok Yönlü Dış Politikası” başlıklı analizde, Ankara'nın bölge ülkeleriyle geliştirdiği ilişkilerin Hint-Pasifik jeopolitiği açısından önem taşıdığı ifade edildi.
Analizde, Türkiye ile Pakistan arasındaki ilişkilerin son 10 yılda önemli ölçüde geliştiği belirtilerek, başlangıçta sınırlı düzeydeki savunma ihracatının zaman içerisinde silah transferleri, askeri eğitim, denizcilik alanındaki iş birlikleri ve resmi ittifak mekanizmalarını kapsayan daha kapsamlı bir stratejik ortaklığa dönüştüğü kaydedildi.
Türkiye'nin bu adımlarının, Hindistan'ın bölgesel ağırlığı, Çin'in ekonomik yatırımları ve ABD'nin güvenlik politikalarıyla şekillenen Güney Asya'da Ankara'nın kendine özgü bir alan oluşturma çabasını ortaya koyduğu değerlendirmesi yapıldı.

Erdoğan'ın bağımsız aktör hedefi
Analizde, Türkiye'nin Güney Asya politikasının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'yi Batılı ve bölgesel güç merkezlerinden bağımsız, özerk bir aktör olarak konumlandırma hedefiyle örtüştüğü belirtildi.
Ankara'nın bölgedeki açılımının Pakistan, Bangladeş, Maldivler ve Somali üzerinden şekillendiğine dikkat çekildi. Türkiye'nin Pakistan'a yönelik deniz teknolojisi transferleri, Bangladeş ve Maldivler'le savunma alanındaki temasları ile Somali'deki eğitim ve askeri faaliyetlerinin bu stratejinin önemli unsurları olduğu ifade edildi.
Analizde ayrıca savunma ihracatlarının Türkiye açısından yalnızca ekonomik kazanç anlamına gelmediği, teknoloji transferi, uzun vadeli bakım anlaşmaları ve teknik iş birlikleri sayesinde Ankara'nın diplomatik erişimini de genişlettiği vurgulandı.
Pakistan, Güney Asya'ya açılan kapı olarak görülüyor
Türkiye'nin Pakistan ile yürüttüğü korvet ve denizaltı modernizasyon projeleri, Ankara'nın bölgedeki stratejisinin en önemli örnekleri arasında gösterildi.
Ortak üretim, teknoloji transferi ve uzun vadeli bakım çalışmalarının iki ülke arasındaki savunma ilişkilerini kalıcı hale getirdiği belirtilen analizde, Pakistan'ın Türkiye açısından hem önemli bir savunma müşterisi hem de Güney Asya'nın güvenlik denklemine ulaşmayı sağlayan stratejik bir ortak olduğu ifade edildi.
Analizde, Bangladeş ve Maldivler ile yürütülen temasların da Türkiye'nin savunma ve teknoloji alanındaki iş birliği modelini daha küçük ülkelere doğru genişletme arayışını gösterdiği kaydedildi.

Mekke Anlaşması Türkiye'nin konumunu güçlendiriyor
Analizin dikkat çeken başlıklarından biri ise Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ı kolektif savunma çerçevesinde bir araya getiren Mekke Ortak Savunma Anlaşması oldu.
Anlaşmanın operasyonel mekanizmalarının henüz tam anlamıyla test edilmediğine dikkat çekilen değerlendirmede, ortaya çıkacak yapının büyük ölçüde tarafların siyasi iradesine bağlı olduğu belirtildi.
Bununla birlikte düzenli bakanlık görüşmeleri, daimi bir sekretarya oluşturulması ve yeni üyelerin katılımına açık bir yapı kurulmasının Türkiye açısından uzun vadeli ve kalıcı bir diplomatik platform oluşturabileceği ifade edildi.
Türkiye'nin doğuya açılımı dikkat çekiyor
Eurasia Review analizinde, Mekke Anlaşması'nın Türkiye'nin hem Körfez güvenliği hem de Güney Asya politikaları açısından elini güçlendirebileceği değerlendirmesi yapıldı.
Analizin sonuç bölümünde, oluşturulan kurumsal yapının Ankara'ya Körfez ile Güney Asya arasındaki stratejik kesişim noktasında daha etkin bir rol üstlenme fırsatı sunduğu ve Türkiye'nin doğuya doğru diplomatik ve stratejik etkisini genişletmesine imkan sağlayabileceği belirtildi.
