ABD’nin hamlesi Avrupa’yı sarstı: Piyasalar diken üstünde
ABD Hazinesi’nin Avrupa’ya önceden haber vermeden gerçekleştirdiği euro-yen işlemi, Atlantik’in iki yakasındaki finansal ilişkileri yeniden gündeme taşıdı. Fed’in bağımsızlığına ilişkin tartışmalar da sürerken, Avrupa merkez bankaları küresel piyasalarda yeni bir dalgalanma yaşanmasından endişe ediyor.
Jackson Hole Ekonomi Politikası Sempozyumu’nun ardından ABD ile Avrupa arasındaki finansal ilişkiler yeniden gündeme geldi. Avrupa’daki merkez bankacıları, ABD yönetiminin son dönemde attığı bazı adımların küresel piyasalarda yeni bir türbülans yaratabileceği endişesini taşıyor.
ABD Hazinesi’nin Japon yenini desteklemek amacıyla Avrupa tarafına önceden bilgi vermeden gerçekleştirdiği döviz işlemi, Avrupalı ekonomi yetkililerinin tepkisini çeken başlıca gelişme oldu. Fed’in bağımsızlığına ilişkin tartışmalar ve ABD’nin borçlanma politikası da küresel finans çevrelerinde yakından izleniyor.
Avrupa’yı bilgilendirmeden döviz müdahalesi
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, 1 Ağustos’ta Hazine’nin Döviz İstikrar Fonu’nu kullanarak euro satıp Japon yeni aldığını doğruladı.
İşlemin yenin değerini desteklemek ve döviz piyasalarındaki oynaklığı azaltmak amacıyla gerçekleştirildiği belirtilirken, Avrupa tarafının önceden bilgilendirilmemesi kıta genelindeki ekonomi yetkililerinde rahatsızlık oluşturdu.
ABD yönetimi müdahalenin düzensiz piyasa hareketlerini önlemeye ve küresel finansal istikrarı korumaya yönelik olduğunu savunurken, Avrupalı yetkililer sürpriz döviz işlemlerinin piyasa dengeleri üzerinde istenmeyen sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor.
Uzun vadeli tahvil hamlesi yakından izleniyor
Avrupa merkez bankalarının dikkatle takip ettiği bir diğer konu ise ABD Hazinesi’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını artırma planı oldu.
Geri alımların kısa vadeli borçlanmayla finanse edilmesi ihtimali, piyasalarda faiz baskısının artabileceği endişesine yol açıyor.
ABD Hazinesi ise söz konusu işlemlerin para politikasına müdahale anlamına gelmediğini ve herhangi bir faiz tavanı oluşturma amacı taşımadığını belirtiyor. Washington’a göre amaç, uzun vadeli tahvil getirilerindeki aşırı hareketleri sınırlamak ve piyasa koşullarını dengelemek.
Fed’in bağımsızlığı tartışması büyüyor
ABD’de siyasi yönetimin Fed üzerindeki etkisine ilişkin tartışmalar da Avrupa tarafından yakından izleniyor.
Avrupalı merkez bankacıları, Fed’in bağımsızlığına yönelik olası siyasi baskıların küresel finans sisteminin önemli araçlarından biri olan dolar likiditesi swap hatlarını etkileyebileceğinden endişe ediyor.
Ancak uzmanlar, swap hatlarına ilişkin kararların Fed’in yetki alanında olduğunu ve mevcut durumda bu mekanizmaların tehlikede olduğuna ilişkin somut bir işaret bulunmadığını belirtiyor.
Fed’den Avrupa ile güven tazeleme çabası
Artan endişelerin ardından Fed yetkilileri ile Avrupa’daki merkez bankaları arasında diplomasi trafiği hızlandı.
Fed Başkanı Kevin Warsh, göreve gelmesinin ardından Avrupa’ya gerçekleştirdiği temaslarda küresel finans sistemine yönelik taahhütlerin sürdürüleceği mesajını verdi.
Warsh, Jackson Hole toplantısında Kanada Merkez Bankası Başkanı Tiff Macklem ile geleneksel fotoğraf karesinde de yer alarak merkez bankaları arasındaki iş birliğinin devam ettiği mesajını verdi.
Piyasalarda ise ABD’nin para ve borçlanma politikalarına ilişkin atacağı yeni adımlar yakından izleniyor. Uzmanlar, Washington’ın tek taraflı kararlarının artması halinde döviz, tahvil ve likidite piyasalarında oynaklığın yeniden yükselmesinden endişe ediyor.